İlişkide Kıyas Yapmanın Sessiz Bedeli
Kendi ilişkimizin her detayını bilir, başkasınınkinin yalnızca vitrinini görürüz. Kıyası ihtiyaca çevirmek çok daha adil bir yol.
Bora Yalınel 3 dk okuma
Bir ilişkinin içine sessizce sızan en yorucu alışkanlıklardan biri kıyastır. Bazen açıkça söylenir: "Falancanın eşi şöyle yapıyor." Çoğu zaman ise hiç dile getirilmez, sadece kafanın içinde işler. Karşımızdakini gördüğümüz, duyduğumuz, hayal ettiğimiz başka insanlarla ölçeriz ve ölçünün sonucu neredeyse her zaman eksik çıkar.
Kıyasın hilesi de burada. Karşılaştırdığımız şey hiçbir zaman iki bütün hayat değildir. Kendi ilişkimizin her detayını, en yorgun sabahını, en tatsız akşamını biliriz. Başkasınınkinden ise yalnızca dışarıya sızan kısmı görürüz; genellikle de en parlak kısmı. Böylece bir bütünle bir vitrin karşılaştırılır.
Kıyasın kaynakları
En yaygın kaynak, çevredeki diğer ilişkiler. Arkadaş toplantılarında anlatılan hikâyeler, akrabaların anlattığı jestler, tanıdıkların ortak planları. Bunların hiçbiri yalan olmayabilir ama hiçbiri de tam değildir. Kimse toplantıda geçen haftaki kavgayı anlatmaz.
İkinci kaynak, geçmiş. Bazen kıyas başkasıyla değil, ilişkinin kendi ilk yıllarıyla yapılır. "Eskiden böyle değildik" cümlesi haklı bir gözlem içerebilir ama çoğu zaman haksız bir ölçüdür; çünkü ilk dönemin heyecanı yorgunluk, sorumluluk ve alışkanlığın olmadığı bir dönemin ürünüdür.
Üçüncü kaynak, kafamızdaki ideal. Hiç var olmamış, kitaplardan, filmlerden, ailemizin anlattıklarından derlenmiş bir ilişki tasavvuru. Bu tasavvurla kıyaslanan hiçbir gerçek ilişki yeterli gelmez, çünkü karşı taraf hayali bir rakiple yarışmaktadır.
Dördüncü ve en sinsi kaynak ise başkalarının bizim adımıza yaptığı kıyaslar. Aile içinde ya da arkadaş çevresinde "sen niye onun gibi yapmıyorsun" tarzı yorumlar, zamanla kişinin kendi ölçüsü hâline gelebilir. Dışarıdan gelen bir cümle, yeterince tekrar edildiğinde içeriden gelen bir sese dönüşür ve kaynağı unutulur.
Karşı tarafta bıraktığı iz
Sesli yapılan kıyas, doğrudan bir yetersizlik mesajıdır. Karşımızdaki kişi o an kendini savunur ama asıl etki sonra ortaya çıkar. İnsan, sürekli başkalarıyla ölçüldüğü bir yerde rahat davranamaz. Doğal olmak yerine performans göstermeye başlar; bu da ilişkideki samimiyeti aşındırır.
Sessiz kıyas ise farklı bir şekilde sızar. Söylenmese bile tona, bakışa, verilen tepkilere yansır. Karşı taraf sebebini anlamadan bir memnuniyetsizlik hisseder. Neyin eksik olduğunu bilmediği için de düzeltemez. Bu belirsizlik, açık eleştiriden daha yorucudur.
Kıyası azaltmanın yolları
İlk adım, kıyas yaptığımızı fark etmek. Zihinden geçen cümleyi yakalamak başlı başına bir müdahaledir. "Şu an neyi neyle karşılaştırıyorum" diye sormak, çoğu zaman karşılaştırmanın ne kadar dengesiz olduğunu gösterir.
İkinci adım, kıyası ihtiyaca çevirmek. Bir başkasının ilişkisinde imrendiğimiz şey, aslında kendi ihtiyacımızın işaretidir. Birinin eşiyle sık plan yaptığını görüp rahatsız oluyorsak, mesele o çift değil; bizim daha çok ortak zaman istememizdir. Bunu doğrudan söylemek, kıyas cümlesi kurmaktan hem daha adil hem daha etkilidir. "Onlar gibi olamıyoruz" yerine "birlikte daha çok plan yapmak istiyorum" demek konuyu çözülebilir hâle getirir.
Üçüncü adım, kendi ilişkimizin kendine has güçlü yanlarını görünür kılmak. Her ilişkinin iyi olduğu bir alan vardır; kimi sakinlikte, kimi mizahta, kimi zor zamanlarda birlikte durmakta. Bu yanlar rutin hâline geldiği için fark edilmez olur. Zaman zaman yüksek sesle söylemek, ölçüyü dışarıdan içeriye çevirir.
Dördüncü adım da kıyas cümlelerinin dışarıya çıkmasını engellemek. Aklımızdan geçen bir karşılaştırmayı, özellikle başkalarının yanında dile getirmek en fazla zarar veren biçimidir. Aynı düşünce baş başa, sakin bir dille ve ihtiyaç olarak ifade edildiğinde tamamen farklı bir konuşma başlatır. Nerede söylendiği, ne söylendiği kadar belirleyicidir.
Karşılaştırmanın işe yaradığı yer
Kıyas her zaman zararlı değil. Başka bir ilişkide gördüğümüz sağlıklı bir tutum, bize kendi ilişkimizde neyi denemek isteyeceğimizi gösterebilir. Fark, ölçüyü yargı olarak değil ilham olarak kullanmakta. Birincisi "biz yetersiziz" der, ikincisi "şunu deneyebiliriz" der.
Bunu ayırmanın pratik bir yolu var: karşılaştırma sonrasında ne hissettiğimize bakmak. Eğer geriye moral bozukluğu ve suçlama isteği kalıyorsa, o kıyas hiçbir işe yaramamıştır. Eğer geriye somut bir fikir ve deneme isteği kalıyorsa, faydalı olmuş demektir.
Sonuçta hiçbir ilişki bir başkasının kopyası olarak sürdürülemez. İki insanın mizacı, geçmişi, imkânları, sabrı kendine özgüdür. Kıyas bırakıldığında geriye kalan şey eksik bir ilişki değil, nihayet kendi ölçüsüyle değerlendirilen bir ilişkidir.