İş Görüşmesine Hazırlanmanın Ezber Dışı Yolu
Görüşmenin sonucunu kusursuz cevaplar değil, tutarlı bir anlatı belirler. Hikayenizi kurmaktan soru sormaya kadar pratik bir hazırlık rehberi.
Bora Yalınel 3 dk okuma
İş görüşmesine hazırlanmak denince akla genelde iki şey gelir: özgeçmişi gözden geçirmek ve sık sorulan sorulara cevap ezberlemek. İkisi de gereklidir ama ikisi de yüzeyseldir. Çünkü bir görüşmenin sonucunu belirleyen şey, adayın cevaplarının kusursuzluğu değil, karşı tarafta bıraktığı bütünlük hissidir. Tutarlı bir hikayesi olan aday, her soruya mükemmel cevap veren ama kendini bir araya getiremeyen adaydan neredeyse her zaman önde çıkar.
Bu yüzden hazırlığın merkezine soruları değil, anlatıyı koymak daha verimlidir. Anlatı derken abartılmış bir kariyer masalı kastedilmiyor; geçmiş kararlarınızın neden alındığını açıklayabilen sade bir çerçeveden söz ediyoruz. Neden o bölümü okudunuz, neden o işten ayrıldınız, neden şimdi buraya başvurdunuz. Bu üç sorunun birbirini destekleyen cevapları varsa, görüşmenin geri kalanı çok daha kolay ilerler.
Hikayeyi kurmak
Anlatıyı kurmanın en pratik yolu, kariyerinizdeki dönüm noktalarını kağıda dökmek ve her birinin yanına o dönemde neyi önemsediğinizi yazmaktır. İlk işte belki öğrenme hızı önemliydi, sonrakinde sorumluluk alanı, şimdi ise etkinin ölçülebilir olması. Bu değerler değiştikçe kararlar da değişmiştir ve bu değişim tutarsızlık değil, olgunlaşmadır.
Bu çalışmayı yapan bir aday, ayrılık sebebini soran bir soruya savunmacı bir tonla değil, açıklayıcı bir tonla cevap verir. Aradaki fark küçük görünür ama görüşmeyi yürüten kişi için son derece belirgindir. Savunma, gizlenecek bir şey olduğu izlenimi bırakır; açıklama, kendini tanıyan bir insanla konuşulduğu hissini verir.
Örneklerin gücü
Görüşmelerde en çok tekrarlanan hata, yetkinlikleri sıfat olarak anlatmaktır. Detaycıyım, takım oyuncusuyum, baskı altında çalışabilirim gibi cümleler hiçbir bilgi taşımaz çünkü herkes onları söyleyebilir. Aynı yetkinliği bir olayla anlatmak ise doğrulanabilir bir görüntü oluşturur.
İyi bir örnek dört parçadan oluşur: durum neydi, sizden ne bekleniyordu, ne yaptınız ve sonuç ne oldu. Bu yapıyı zorlamadan kurabilmek için görüşme öncesinde beş altı olay hazırlamak yeterlidir. Bunların hepsi başarı hikayesi olmak zorunda da değildir. Ters giden bir projeyi ve ondan çıkardığınız dersi anlatabilmek, çoğu zaman kusursuz bir başarıdan daha ikna edicidir çünkü kendini değerlendirebilme becerisini gösterir.
Karşı tarafı da değerlendirmek
Görüşmeye tek taraflı bir sınav gibi yaklaşmak, adayın en büyük dezavantajıdır. Bu bakış açısı kaygıyı yükseltir, kişiyi onaylanma arayışına sokar ve sorulara aşırı uyumlu cevaplar vermesine yol açar. Oysa görüşme, iki tarafın da bilgi topladığı bir alışveriştir.
Bu zemini kurmanın yolu, gerçekten merak ettiğiniz soruları hazırlamaktır. Ekibin nasıl çalıştığı, bu pozisyonun neden açıldığı, ilk altı ayda başarının nasıl ölçüleceği, geri bildirimin hangi sıklıkta verildiği gibi sorular hem işe dair gerçek bilgi getirir hem de adayı pasif konumdan çıkarır. İlginçtir ki bu tür sorular soran adaylar, karşı tarafta daha yetkin bir izlenim bırakır.
Kaygıyla ne yapmalı
Görüşme kaygısını tamamen ortadan kaldırmak gerçekçi bir hedef değildir ve gerekli de değildir. Belirli bir uyarılmışlık düzeyi performansı yükseltir. Sorun, kaygının düşünmeyi engelleyecek düzeye çıkmasıdır. Bunu önlemenin en etkili yolu, kontrol edilebilir şeyleri önceden halletmektir: yolu bilmek, ortama erken varmak, teknik görüşmelerde bağlantıyı test etmek.
İkinci bir yöntem, soruya hemen cevap verme baskısını kaldırmaktır. Birkaç saniye düşünmek profesyonellik göstergesidir, zayıflık değil. Anlamadığınız bir soruyu netleştirmek de aynı şekilde olumlu karşılanır. Görüşmeciler genellikle hızlı cevap değil, düşünme biçimi ararlar.
Görüşme bittikten sonra
Son adım çoğu kişinin atladığı adımdır. Görüşmeden çıkar çıkmaz, hafızanız tazeyken sorulanları ve verdiğiniz cevapları kısaca not almak, sonucundan bağımsız olarak elinizde kalıcı bir kazanç bırakır. Hangi soruda zorlandığınızı, hangi örneğin iyi çalıştığını ancak bu şekilde görebilirsiniz.
Aynı şekilde, süreç olumsuz sonuçlandığında geri bildirim istemek de değerlidir. Her şirket ayrıntılı cevap vermez ama veren şirketlerden gelen tek bir cümle bile bir sonraki hazırlığın yönünü değiştirebilir. Bu isteği kısa, nazik ve savunmasız bir dille iletmek yeterlidir; tartışma açmak değil, bilgi almak amaçlanır.
Bu notlar birkaç görüşme sonrasında kendi kişisel hazırlık rehberinize dönüşür. Böylece her süreç sıfırdan başlamak yerine bir öncekinin üzerine kurulur. Görüşme becerisi, doğuştan gelen bir yetenek değil, tekrarla ve geri bildirimle gelişen bir beceridir.