Not Tutmayı Öğretmek: Dolu Defter ile İşe Yarayan Defter Farkı
İyi bir not, dersin kaydı değil sıkıştırılmış halidir. Neyin yazılacağına karar vermeyi öğreten pratik bir düzen.
İdil Saran 3 dk okuma
Not tutmak, öğrencilerin çoğunun kimseden öğrenmeden yaptığı bir iştir. Tahtada yazan kopyalanır, öğretmenin söylediği yakalanabildiği kadar yazılır ve defter dolar. Ancak dolu bir defter ile işe yarayan bir defter arasında büyük bir fark vardır. Bu farkı yaratan şey, yazma hızı değil, neyin yazılacağına karar verebilmektir.
İyi tutulmuş bir not, dersin bir kaydı değil, dersin sıkıştırılmış halidir. Öğrenci bunu yaparken duyduğunu anlamak, önemli olanı ayırmak ve kendi cümlesine çevirmek zorunda kalır. Bu üç işlem, notun kendisinden çok daha değerlidir; çünkü öğrenme büyük ölçüde tam da burada gerçekleşir.
Her şeyi yazmak, hiçbir şeyi yazmamaktır
Öğrencilerin en sık düştüğü tuzak, söylenen her cümleyi yakalamaya çalışmaktır. Bu durumda kalem çalışır ama zihin dinlemez. Dersten sonra defterde uzun bir metin vardır ve o metnin hangi kısmının önemli olduğu belli değildir.
Bunun yerine öğrencinin dinlerken küçük bir filtre kullanması gerekir. Öğretmenin tekrar ettiği, tahtaya yazdığı, bu önemli dediği ya da örnekle desteklediği şeyler nota girer. Geri kalanı dinlenir ama yazılmaz. Bu ayrımı yapabilmek birkaç haftalık bir alışkanlık işidir ve öğrencinin ders sırasındaki dikkatini de yükseltir.
Sayfanın düzeni, içeriği kadar önemli
Notun sonradan işe yaraması için göz gezdirildiğinde okunabilmesi gerekir. Bunun en kolay yolu sayfayı bölmektir. Sol tarafta dar bir sütun bırakılıp oraya başlıklar ve sorular yazılır; geniş alana ders sırasında tutulan notlar girer; sayfanın altına ise iki üç cümlelik bir özet eklenir.
Bu düzenin en güçlü tarafı, sol sütunun daha sonra bir tekrar aracına dönüşmesidir. Öğrenci geniş alanı kapatıp yalnızca sorulara bakarak kendini yoklayabilir. Böylece defter sadece bir arşiv değil, çalışma malzemesi olur.
Tarih atmak, konu başlığı yazmak ve sayfaları numaralandırmak gibi küçük alışkanlıklar da sınav döneminde büyük zaman kazandırır. Aranan konunun nerede olduğunu bilmek, o konuyu yeniden çalışmaktan çok daha hızlıdır.
Kısaltma ve simgeler zaman kazandırır
Konuşma hızı yazma hızından her zaman yüksektir. Bu farkı kapatmanın yolu daha hızlı yazmak değil, daha az yazmaktır. Öğrencinin kendine ait birkaç kısaltma geliştirmesi büyük fayda sağlar. Ok işareti sonuç anlamına gelebilir, artı işareti avantajları toplayabilir, yıldız önemli olanı işaretleyebilir.
Bu simgelerin herkes için aynı olması gerekmez; öğrencinin kendi sisteminde tutarlı olması yeterlidir. Tutarlılık sağlandığında not tutmak yorucu bir kopyalama işi olmaktan çıkar.
Notun asıl işi ders bittikten sonra başlar
Tutulan not aynı gün içinde beş on dakika gözden geçirilmediğinde değerinin büyük kısmını kaybeder. Bu kısa gözden geçirmede eksik kalan yerler tamamlanır, anlaşılmayan noktalar işaretlenir ve alttaki özet yazılır. Bu on dakika, sınav haftasında saatler kazandırır.
Anlaşılmayan yerlerin işaretlenmesi ayrı bir öneme sahiptir. Öğrenci bunları bir sonraki derste soru olarak getirebilir. Böylece not tutmak, öğretmenle kurulan iletişimin de bir parçası haline gelir.
Defter mi ekran mı
Son yıllarda pek çok öğrenci notlarını dizüstü bilgisayarda ya da tablette tutuyor. Ekranda yazmak hızlıdır ve arama kolaylığı sağlar; ancak bu hız her zaman avantaj değildir. Elle yazan öğrenci daha yavaş yazdığı için seçmek zorunda kalır, seçtiği için de içeriği işler. Klavyeyle yazan öğrenci ise farkında olmadan diktesini alır.
Bu nedenle özellikle yeni ve zor konularda elle not tutmak daha verimlidir. Buna karşılık uzun metinlerin düzenlenmesi, ortak çalışma ya da arşivleme söz konusu olduğunda dijital not öne geçer. İkisini birlikte kullanmak, yani derste elle yazıp sonradan dijital ortamda düzenlemek, çoğu öğrenci için en dengeli çözümdür.
Hangi ortam seçilirse seçilsin değişmeyen kural aynıdır: notun sahibi öğrenci olmalıdır. Arkadaşından fotoğrafla alınan bir not, o dersi dinlememiş biri için neredeyse hiçbir şey ifade etmez. Başkasının notu ancak kendi notunu tamamlamak için kullanıldığında değer taşır.
Not tutmayı öğretmek, çocuğa bir defter düzeni dayatmak değildir. Ona dinlerken seçmeyi, seçtiğini kendi diline çevirmeyi ve yazdığına geri dönmeyi göstermektir. Bu üç alışkanlık kazanıldığında öğrenci yalnızca sınavlarda değil, hayat boyu karşılaşacağı her uzun anlatımda ne yapacağını bilir.